|
Yıl 1918… I. Dünya Savaşı sona ermişti.. İngiltere'nin mandasına verilen Filistin, Yahudilerle Araplar arasındaki çatışmalar yüzünden İngiltere'nin başına dert olmuştu. I.Dünya ile II.Dünya savaşları arasındaki dönemde İngiltere'nin Arapları filistini Yahudilerle paylaşmaya razı etmek için harcadığı çabalar bir netice vermemişti. İngiltere 1947 ‘de meseleyi Birleşmiş Milletler’e götürdü. Konuyu görüşen Genel Kurul, iki haftalık müzakerelerden sonra, Filistin meselesine bir çözüm bulması için bir özel komisyon kurdu. Bu komisyona büyük devletler sokulmamıştı. İngiltere'nin Birleşmiş Milletler’e müracaatı üzerine; Mısır, Irak, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler’e başvurarak, Genel Kurul gündemine, "Filistin'in bağımsızlığının ilanı" maddesinin konulmasını istemişlerdir.
Birleşmiş Milletler’in Filistin Komisyonu, bölgede incelemelerden sonra raporunu yayınladı. Bu raporda Komisyon, oybirliği ile Filistin'in bağımsızlığını teklif ediyordu. Lakin bu bağımsızlık nasıl olacaktı? Bu noktada Komisyon ikiye ayrıldı. Birinci grubun teklifine göre, Filistin Araplarla Yahudiler arasında paylaştırılmalı ve iki ayrı bağımsız devlet kurulmalıydı. Kudüs şehri ise milletlerarası statüye sahip olmalıydı. İkinci grubun teklifine göre de, Filistin; Yahudi ve Arap devletlerinden meydana gelen federal bir devlet olmalıydı. Komisyonun bu teklifleri, Genel Kurulun Kasım 1947 toplantısında tartışıldı. Neticede Genel Kurul, 27 Kasım 1947'de Filistin’in Araplarla Yahudiler arasında paylaştırılmasına karar verdi. Fakat karara göre, Filistin'de kurulacak Yahudi ve Arap devletleri arasında bir ekonomik birlik kurulacak ve Kutsal Kudüs şehri de milletlerarası statüye sahip olacaktı.
Ve İsrail kuruluyor…
Birleşmiş Milletler’in kararı üzerine İngiltere yaptığı bir açıklamada, 15 Mayıs 1948'den itibaren Filistin'deki bütün kuvvetlerini çekeceğini ilan etti ve Nisan 1948'den itibaren kuvvetlerini çekmeye başladı. Bu çekme işinin tamamlanmasından bir gün önce de, David Ben Gurion başkanlığında 14 Mayıs 1948 günü Tel-Aviv'de toplanan Yahudi Milli Konseyi, İsrail Devleti'nin kuruluşunu ilan etti. İsrail Devleti kurulur kurulmaz, Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları 15 Mayıs’tan itibaren İsrail’in üzerine yürümeye başladılar. Birinci Arap-İsrail savaşı başlamıştı. Arap-İsrail savaşı bir yıl kadar sürdü. İsrail’in küçük bir ordusu olmasına ve beş Arap devletinin saldırısına uğramasına rağmen, Araplar her yerde ağır yenilgiye uğradılar. Çönkü İrsail başta İngiltere olmak üzere batılı devletlerden ciddi silah desteği almaktaydı. Savaş çıktığı andan itibaren Birleşmiş Milletler de bir ateşkes sağlamak için taraflar arasında aracılık çabalarına girişti. Arap ülkeleri için İsrail ile ateşkes imzalamaktan başka çare kalmadı.
İsrail Araplarla yaptığı muharebelerde çok başarılı olduğu için, ateşkes anlaşmalarının çizdiği fiili sınırlar içindeki İsrail toprakları, Birleşmiş Milletler’in paylaşım kararında kendisine verilenden çok daha genişti. İsrail Filistin topraklarının hemen hemen dörtte üçünü ele geçirdi. Paylaşım kararına göre, Kudüs şehri milletlerarası statüye sahip olacağı hâlde, savaşın sonunda yarısı İsrail’in eline geçti, yarısı da Ürdün'de kaldı. (1967 savaşında İsrail Kudüs'ün diğer yarısını da ele geçirmiştir.)
Bu birinci Arap-İsrail savaşı ateşkes anlaşmaları ile neticelenmişti. Barış yapılmadığına göre; mevcut durum geçici bir durumdu. Yani Araplar için bir intikam imkanı vardı. Bu intikam da İsrail’in ortadan kaldırılması idi. İşte bu duygular intifadanın tohumlarını atıyordu.
Selam olsun kinlerini sapan taşlarına iliştirip fırlatan çocuklara…
Arapçada "ayaklanma" anlamına gelen intifada, taşlarından başka hiçbir silahı olmayan bir avuç Filistinlinin dünyanın en teçhizatlı ordularından birine karşı verdiği mücadelenin adıdır.
1987 yılında 6 Filistinli çocuğun İsrail askerleri tarafından öldürülmesine tepki olarak Filistinli gençler tarafından başlatılan ilk intifada 1993 yılına kadar sürmüştür. İsrail ordusunun Filistinli gençlere verdiği karşılık ise her zaman çok sert olmuştur. İlk intifada hareketinin barış görüşmeleri ile neticelenmesinin ardından 2000 yılında İsrail’in sınır tanımaz acımasızlığı üzerine 'Aksa İntifadası' olarak adlandırılan ikinci intifada başlamış ve Aralık 2001 tarihine kadar sürmüştür. İntifada hareketleri eylemsel olarak aralıklarla sürse de bu ruh sapanlarını ellerinden bırakmayan Filistinlilerde her daim devam etmiştir.
Bu ruhun tüm İslâm alemini kuşatması duası ile...
|