ROPÖRTAJ

Atik AĞDAĞ Röportajı

Atik AĞDAĞ Röportajı
1. Öncelikle, geçmişi bilmenin insan için önemi nedir? Yani, tarihsel bir olayı bütün yönleriyle analiz edebilmek kişiye neler kazandırır?

Geçmişi bilmek, hele de geçmiş hakkında doğru bilgiye sahip olmak çok önemlidir. Çünkü geleceğe yön vermek ancak geçmişi iyi bilmekten geçer. Zira Hz. Âdem’den itibaren insanlar aynı fıtrat ve yapıdadırlar. Meziyetleri ve zaafiyetleri hep aynıdır. İnsanlar aynı zamanda dünyada imtihandadırlar. Bu itibarla insanlar, hem dünya imtihanını düzgün verebilmek hem de geçmişten ders almak için geçmişi iyi bilmelidirler. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de bizlere geçmiş toplumların ve kıssalarını anlatmaktadır.

2. 28 Şubat tarihi, sizin de tanık olduğunuz önemli bir hadisenin sembolü konumunda. Sahi, 28 Şubat sizce nedir?

28 Şubat sürecinde biz üniversitede okuyorduk. O dönemde ben Erzurum'da MGV üniversite başkanı idim.

28 Şubat’ın ne olduğunu anlamak için süreci iyi bilmek lazım. 1995 yılındaki seçimlerde Refah Partisi birinci parti oldu. Refah Partisinin iktidar olmaması için her türlü oyalama ve taktikler denendi ancak çıkış yolu bulamadılar.  1996 yılında Erbakan Hoca Başbakanlığında hükümet kuruldu ve efsane hizmetler dönemi başladı. İlk icraat olarak Erbakan Hoca memur maaşlarına % 50 zam ile başladı. Öğrenci burslarına % 400 zam yaptı. Tarım ürünlerinin taban fiyatlarını yüksek belirledi. Emekli maaşlarına % 110 zam yaptı. Bunları yaparken de ülkeyi borçlandırmadı ve yeni vergiler koymadı. Yani toplumun bütün kesimlerini ekonomik açıdan rahatlattı ve ülkeyi zora sokmadı. Yetmedi ülkemizin yönünü batıdan İslam Dünyasına çevirdi. Özetle Erbakan Hoca ülkemizi hep söylediği üzere ‘Yeniden Büyük Türkiye’ haline getirmeye ve ‘Yeni Bir Dünya’nın kurulması için ‘İslam Birliği’ni tesis etmeye başladı.

Bu durum ülkemiz üzerinde emelleri olan Siyonist güçleri rahatsız etti ve Erbakan Hocayı iktidardan düşürme planları yapmaya başladılar. Bu planlarını içerdeki bazı işbirlikçiler eliyle uygulamaya sokmaya karar verdiler.  O günkü şartlarda ordunun bir kısmı, medyanın büyük çoğunluğu ve bazı sivil toplum kuruluşları harekete geçirildi. Bu sürece dönemin Cumhurbaşkanı ve Meclis'te temsil edilen diğer partiler de alet edildi. Erbakan Hocanın hükümetini düşürmek için her türlü oyun denendi ve 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında Erbakan Hoca’ya her türlü baskıyı kurmaya çalıştılar. Ama Erbakan Hoca hem bu toplantının hem bu toplantı kararlarının hem de bu süreçle ilgili yaptırılmak istenenlerin hepsinin üstesinden geldi. Hem de ülkeye hiç zarar verdirmeden ve toplumda bir çatışma ortamı oluşturmadan.

Ancak Erbakan Hocanın hükümeti bir koalisyondu ve bir koalisyon protokolü imzalanmıştı. Bu protokol çerçevesinde birinci yılın sonunda Başbakanlık diğer partiye geçecekti. Erbakan Hoca, o zaman yapılacak değişim sonucunda yeni hükümet kurma görevinin kendilerine verilmeyeceğini bildiği için devam edilmesi tavsiyesinde bulundu ancak hükümet ortağını ikna edemedi. Bu sebeple verdiği söze sadık kalarak yeni hükümetin kurulması için istifa etti ve hükümeti kurma görevi ortağına değil başka partiye verildi. Yani Erbakan Hoca, baskılar sonucunda değil sözüne sadakat için hükümeti bıraktı.

İşte 28 Şubat, Erbakan Hoca’nın ‘Yeniden Büyük Türkiye’ ve ‘Yeni Bir Dünya’ hamlelerine karşı yapıldı. Ülkemizin kalkınarak büyümesinini, ilerlemesinin ve İslam Birliğinin kurulmasının engellenmesi için gerçekleştirildi.

3. Bir ülkede darbe neden yapılır?

Her bir darbenin kendince gerekçeleri vardır. Ancak genel olarak değerlendirilecek olursa darbelerin ana gayesi yönetimi ele geçirmek ve ülkeyi istedikleri doğrultuya yönlendirmektir. Ülkemizdeki darbeler hep ülkemizin aslına, özüne dönmemesi için yapılmıştır.

4. Darbeler ülkesi olan Türkiye'nin 28 Şubat darbesinden günümüze gelişim seyri nasıl olmuştur?

28 Şubat darbesi iki boyutlu yürütüldü. Birinci boyutu insanımızın inancına ve özüne dönmesine engel olmak, diğer boyutu ise ülkemizin büyümesi, kalkınması ve lider ülke olmasına mani olmak ve bunu gerçekleştirmek için AB ve ABD’ye bağlı hale getirmek.

Birinci boyutu için İmam-Hatip okulları ve Kur’an Kursları engellendi, başörtüsü yasağı ağır bir şekilde uygulandı. Özetle dine ve dindara her türlü baskı uygulandı. İkinci boyutu için de dış politika tamamen AB ve ABD’ye endekslendi.

2002 seçimleri itibariyle AKP işbaşına geldi ve yaklaşık 15 yıldır iktidarda. Çok geç olsa da birinci boyutuna yönelik engeller ve yasaklar rahatlatıldı. Ancak geçen sürede nesiller kayboldu ve insanımız dünyevileşti. İkinci boyutu açısından maalesef her şey aynen devam etmekte. Ülkemiz hala AB ve ABD yörüngesinde yer almakta ve lider ülke yolundan çok uzakta.

5. Hazır sizinle konuşuyorken, güncelden de sormak isteriz. Sizce dolar nasıl düşer?

Doların düşmesi için, ülke olarak dolara olan ihtiyacın azalması gerekir. Yürütülen mali politikalar maalesef dolara ihtiyacı azaltmıyor artırıyor. Dış ticaret açığı, aşırı dış borçlanmalar bunun en önemli göstergesi. Bu sebeple doların kısa vadede düşme ihtimali pek gözükmüyor. Üzülerek ifade edelim ki, hükümet yetkilileri ve Cumhurbaşkanının bu konudaki söylemleri sadece halkı oyalamaya yönelik. İnşallah işi daha ciddiye alarak gerekeni yaparlar.

6. Ülkenin geleceğini şekillendirecek olan gençlere neler söylemek istersiniz? 28 Şubat’ı gençler nasıl yorumlamalı ve onlar toplumsal kalkınmaya nasıl katkı sunabilirler?

Gençler bir ülkenin ve toplumun en önemli değerleridir ve kıymetleridir. Nasıl ki gençler bir ülkenin en önemli değeri ise gençlik dönemi de bir insan hayatının en önemli dönemidir. Bazı istisnaları olmakla beraber insan gençliğini nasıl geçirirse ömrününün kalanını da öyle devam ettirir. Bu itibarla gençlerimizin yaşadıkları dönemin hayatlarının en kritik ve önemli dönem olduğunu bilerek yaşamaları gerekir. Her anını dolu dolu yaşamalı ve ileride hatırlamak istemedikleri hiçbir yanlışa tevessül etmemeleri gerekir. Dolu dolu ve hakka tabi olarak yaşamak, hatadan ve yanlıştan uzak durabilmek ise bu hassasiyetlere dikkat eden bir topluluk içinde olmak ile ancak mümkündür. Bu açıdan Anadolu Gençlik Derneği gençlerimiz için çok hayati ve kıymetli bir kurumdur. Her bir gencimize tavsiyemiz AGD’ye bağlanıp asla oradan kopmamalarıdır.

Eğer gençlerimiz sağlam bir AGD’li olurlarsa, AGD onlara 28 Şubat’ın nasıl yorumlanacağını ve onunla nasıl mücadele edileceğini, toplumsal kalkınmaya nasıl katkı sunacaklarını en güzel şekilde öğretir. Hatta AGD’nin verdiği görevleri yerine getirdiklerinde hem iyi bir evlat, hem iyi bir vatandaş hem de iyi bir kul olduklarını göreceklerdir. Ve ilerleyen hayatlarında da gençlikte yaptıklarının ne kadar kıymetli olduğunu anlayacaklardır.

YAZAR HAKKINDA
Ertuğrul Efe
Ertuğrul Efe
Dünya'nın İnegöl'ünde büyüdü, İzmir'de iki yıl okumaya çalıştı, ana karalar aşmasa da sıcacık yatağından kalkıp Ankara'ya geldi. Okumayı ilkokul 1'de, yazmayı üniversite 1'de öğrendi. Profesyonel olarak öğrenci ve bekleyen. Okuması yazmasına göre daha iyi olan bir fani.
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN