KÜLTÜR SANAT

Bir Yokluk Zarfı Olarak: Hiçlik

Bir Yokluk Zarfı Olarak: Hiçlik
Biraz felsefe yapmak, sormak ve sorgulamaktan zarar gelmez. Her şeyin temelinde yatan varlığımızı kanıtlama ile başlıyorum naçizane felsefe uğraşıma. Cümlelere gizli özne olarak dâhil oluşumdan kendimi var saydığımı anlıyorum. Ama nerede varlık saham ve nerede vücut buluyorum? 

Burası soğuk. İngiltere kıyılarından akan sıcak su akıntılarına rağmen üşüyorum. Odamın kapısındaki tel askı çok yorgun. Aylardır her saniye üzerinde onlarca kilo taşımasına karşın bir kez kırılmadı. Aramızdaki bu profesyonel ilişkiyi seviyorum. Ben ona yüklensem de o bana ne küsüyor ne kırılıyor. Çok amaçlı bir masam, masamın kitaplığı, kitaplığın raflarında muhtelif yazarların kitapları, kitapların arasında altı çizili cümleler, cümlelerin içinde üşüyen ben varım. Bir eşya dolabım, dolabımın içinde çoktan seçmeli “bugün ne giysem” soruları, soruların şıkları arasında ütüsüz gömleklerim, kat izi oluşmuş mutsuzluklarımla ben varım. Ve bir yatağım… Bir yatağım var! Uyanmak için kullanabildiği bir yatağı olan herkese selam eden bir ben varım! Burada kış ne zaman biter bilinmez. Mevsimlerle orantılayamadığım odamın sıcaklığının tek referans noktası varlığım. Varlığımı tanımlayabildiğim zamanlarda Toroslardan bir sıcaklık girer odama. İşte böyle varlık sahamı tanımlamaya çalışır, hep birkaç yüz kelime eksik kalırım.

Çinli birinin hiç sakız çiğnediğini görmedim. Bir Arap’ın da görmedim. Bu sakız çiğneme işini uluslara göre sınıflandırmaya çalışan faşist düşüncelerime yazıklar olsun! Oysa biraz liberal olsam fena mı olurdu! Ne arısı olmak isterdim bu dünyanın ne çiçeği. Sadece bizim mahalle kahvehanesinde sonsuza kadar oturup çay içmeye yetecek kadar param olsaydı… Kapitalist mi olmalıyım bu kadar para için? Bana sömürecek çay bardakları bulun! Hem kırmızı, hem mavi hem de siyah renkleri kullanabileceğim bir tükenmez kalemim olsun istedim hep. El oğlu yapmış. Üçü bir arada kahve üretmekten üçü bir arada kalem üretemeyen mühendislere, bu mühendislik becerilerini kimya alanında kullanan üçü bir arada kahve üreticilerine kızgınım, kırgınım ve dahi artık üçü bir arada olsun olmasın onların ürettikleri kahveleri içmeyerek boykot etme kararı aldım. Merak etmeyin bu boykot kararına rağmen coca cola da içmeyeceğim. Siz en iyisi bir varlığıma bir yokluğuma bir de bana demli birer çay söyleyin.

Varlığımı tanımlamak için bir mucize bekliyorum. Mesela bir şiir okuyayım da şu vazo ağlasın ki var olayım şu kâinatta. Ama bir sorunumuz var ey okur. Ben şiir okumayı bilmem. Varlığımı zorlaştırıyorum. Var olmak istiyor muyum ki varlığımı ispat etmeye çalışıyorum? Ya var olduğumda herkesleşirsem? İşte o zaman ben yok olmak, hiç, hiç kimse olmak istiyorum. Hiçliği bir mertebe, herkesleşmeyi put sanmıyorum henüz. Cahiliye devrinde miyiz Allah aşkına ne putu hem! Put görsek yıkarız nihayetinde elhamdülillah! 

Bir yerlerde sıkışmış ruhumu arayan bedenim, varlık ve yokluğun a’rafında ki düşüncelerim, beceremediğim felsefe, ey okur, mühendisler, -üçü bir arada kalem üretemeyen mühendisler- ve sen tel askı, bu muhabbet burada biter…

YAZAR HAKKINDA
Ertuğrul Efe
Ertuğrul Efe
Dünya'nın İnegöl'ünde büyüdü, İzmir'de iki yıl okumaya çalıştı, ana karalar aşmasa da sıcacık yatağından kalkıp Ankara'ya geldi. Okumayı ilkokul 1'de, yazmayı üniversite 1'de öğrendi. Profesyonel olarak öğrenci ve bekleyen. Okuması yazmasına göre daha iyi olan bir fani.
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN