DOSYA

Bu Nesil Kimin Eseri

Bu Nesil Kimin Eseri
"Her çocuk 8 yaşına kadar neredeyse bir dâhidir." yazıyordu geçenlerde okuduğum bir kitapta. Ama çocukların bu zekâ seviyesi, çevrenin ve teknolojik aletlerin etkisiyle giderek geriliyormuş. Gerçekten öyle midir diye düşündüm biraz. Hakikaten öyledir dedim sonra. Bunu anlamak için çok uzaklara bakmam veya geniş araştırmalar yapmam gerekmedi. Kendime baktığım zaman kolaylıkla bu durumu fark ettim. Sekiz yaşına kadar bir dahi olduğumun pek bilincinde olmasam da kendimi bildiğim günden sonra git gide köreldiğimi görebiliyorum. Hatta gün geçtikçe bu yaş sınırı daha da düşüyordur. Çünkü artık teknolojiyle tanışma yaşı neredeyse çocuğun doğumuyla aynı güne denk gelecek. Bu gerçekten vahim bir durumdur.

Aileler çocuklarını kimin elinden çıktığı ve ne amaç güttüğü belli olmayan çizgi filmlerin insafına bırakıp nereye gidiyorlar? Aile nereye gidiyor? Aile Bakanlığı'nın aile kurumuyla isminden başka bir bağlantısı var mı? Neyse konudan uzaklaşmayayım. Çocukluk diyordum. Saflık, duruluk. Herkesin 'keşke orada öylece kalsaydık'  İbrahim ağabeyin de 'İnsanın şiir halidir' dediği yer. Çocukluk döneminde öğrendiğimiz bilgiler daha kalıcı değil midir hakikaten? O zaman duyduklarımız, öğrendiklerimiz ezberlediklerimiz... Hatta eskilerin sözüdür: "Çocukken öğrendiğin mermere, gençlikte öğrendiğin toprağa, yaşlılıktaki ise suya yazılmışa benzer." Yani bunlar insanlık tarihi boyunca tecrübe ve irfan süzgecinden geçmiş, kabul görmüş sözler. Mutlaka gerçeklik payı var. Bu durum bence dünya için de geçerli. Dünyanın çocukluk döneminde yazılar taşlara, kayalara yazıldı. Bugünlere kadar geldi. Daha sonra gençlik döneminde kağıtlar kullanıldı. Bazıları günümüze ulaştı bazıları kayboldu gitti. Şimdi ihtiyarlık döneminde bilgiler sanal dünyada. Yani suya kaydetmekten farksız. Yarın ne kadarı hatırlanır, yarına ne kadarı kalır meçhul. Bu işin bir de ahlaki boyutu var. Alışkanlık kazanma kısmı var. Bir insana güzel ahlakı, iyi alışkanlıkları kazandırabilmek için onun çocukluğundan başka hangi dönemi tavsiye edilebilir? Hangi dönem bunun için daha uygun olabilir? Peki, bu görevi aileden daha fazla üstlenmesi gereken kim olabilir? Öğretmeni olabilir diyeceksiniz belki ama hayır. Ailenin, çocuğun arkadaş çevresini, okulunu ve öğretmenini seçmesi de zaten bu görevin kapsamındadır.

İnsan büyüdükçe tecrübe kazanır, bakış açısı genişler, sürekli öğrenir fakat ilk alışkanlıklarını terk edemez. İlk öğrendiği ahlaki değerleri göz ardı edemez. İlerleyen yaşlarda kazanılanlar, çocuklukta konulmuş bir noktanın etrafında büyüyüp giden halelerdir diyebilirim hatta. Aile bu yüzden önemli. Anne bu yüzden önemli. Çocukluk bu yüzden önemli. Binlerce çocuk yetiştirme kaygısı taşıyan öğretmen annelerin, kendi çocuklarını anneannelere bırakmasını, kreşlere teslim etmesini, onlara özel bakıcılar tutmasını bu yüzden garipsiyorum. Garipsemeye de devam edeceğim. Çocuğun birkaç kuruş uğruna annenin sıcaklığından, öğretilerinden mahrum kalması ne demektir? Bunun vebali kime yüktür? Modernizmin gidik kafasıyla düşünemeyiz biz. Gedik açtığımız surların tamirinde belli bir ücretle çalışamayız. Kalp gözüyle bakıp, diğer bütün sistemlerin İslam'ın gölgesinde ve güdük kaldıklarını görebilmeliyiz.

Velhasıl çocuklar kabak değildir. Kabak gibi büyümemelidir. Okuyan, düşünen, eleştiren, boş durmayı sevmeyen, hep bir meşguliyet arayan, ekranlara kilitlenmekten nefret eden, konuşmayı değil dinlemeyi tercih eden, hoşgörülü ama tavizsiz, güler yüzlü ama ciddi bir nesil doğmalıdır. Yığınların arasında üç beş kişinin böyle olması yeterli değildir. Toplu bir ihya hareketi gerektir. Gelin, bu neslin düşmanı olan şu alçak devirde böyle yüksek çocuklar yetiştirelim.

ÖNCEKİ YAZI HOCA'YA RAPOR
YAZAR HAKKINDA
Nurullah Yağcı
Nurullah Yağcı
17 Temmuz 1993'te İstanbul'un Fatih ilçesinde, müftü bir baba ile ev hanımı bir annenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Karadeniz'in muhtelif şehirlerinde -sırasıyla Borçka, Hemşin, Ardeşen'de- ilk ve orta öğretimini tamamladı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Şu an aynı üniversitede Hadis alanında yüksek lisans yapmakta. İnsanları, şiirleri, dergileri ve türküleri seviyor ..
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN