DOSYA

Eğitim Mi, Öğütüm Mü?

Eğitim Mi, Öğütüm Mü?
Eğitim mi öğütüm mü sorusu bir sorudan öte bir tespit olarak karşımıza çıkıyor.

Aylardan eylül. Eylül yıllarca bu ülkenin çocukları için çok şey ifade etti. İş hayatındakiler için pazartesi ne ise öğrenciler için eylül o idi. Eylül kramptı, sancıydı, karın ağrısıydı.. Eylül eğitimdi. Eğitim öğütümdü. Yaşadığımız topraklarda bu böyleydi. 

Bir şey söylemek ince işçilik istiyor.

Özellikle kavramların iç içe geçtiği bu dönemde dişe dokunur bir şeyler söylemek daha ince bir işçilik istiyor. Eğitimin aslında bir öğütüm olduğu imamız bir sistem eleştirisi. Günahsız olarak dünyaya gelen bir insandan bir cani, bir gafil, bir katil, bir serkeş çıkaran sistemin eleştirisi.

Eğitim, yüzyıllardır bütün insanlık hayatının bir parçası olmuş durumda. İnsanlığın bilgiye bakışı, tarihin seyrine müdahale ediyor. Bu sebepten onu yerine oturtamazsak sebep olacağı sonuçlar azımsanır sonuçlar olmayacaktır. 

Eğitimden bahsederken insanın içindeki köpekten bahsetmemek olmaz. Kızılderili atasözü olarak bildiğimiz şu söz bize çok şey anlatıyor: "İnsan iki ruhludur; içinde bir iyi köpek bir de kötü köpek kavga eder. Hangisini daha çok beslersen o kazanır." Eğitim dediğimiz şey de farklı kanallar yoluyla bir besleme işlemi aslında, bir girdi ve çıktı mekanizması. Yani eğitim insanın içindeki köpeklerle ilgili bir şeydir diyebiliriz. Şimdi temel soru şu: İnsanın içindeki hangi köpeği besliyorsunuz?

Konu 16 yıl yürüyüp pek de yol alamadığımız bir konu. 5-6 lı yaşlarda başlıyor insan için okul dünyası. Artık neredeyse ilkokul mezunu olanların kalmadığını, çoğunluğun üniversite mezunu olduğunu varsayarsak ilkokul ortaokul lise ve üniversite hayatı bir insanın 16 yılına mal oluyor. Ve insanlar bu yıllarda öğrendikleri ile, dünyada kalan günlerini bir temele oturtuyorlar. Bu sebepten eğitimi, yaşamak gömleğinin ilk düğmesi olarak niteleyebiliriz. Şayet o düğme düzgün iliklenirse düğmelerin diğer kalanları da düzgün iliklenecektir.

Aksine o düğme yanlış iliklenirse diğer düğmeler de yanlış olacaktır. Devletler 5-6 lı yaşlarda öğrencileri okullara alıyorlar ve belirledikleri tedrisattan ortalama 16 yıl boyunca o öğrenciyi geçiriyorlar. Bu sistem 19.yüzyılda ortaya çıkmış, endüstrileşmenin ihtiyacını karşılamak için oluşturulmuş bir sistemdir. Bu yüzden eğitim sisteminin merkezinde iş sahasını tatmin edecek konular yer almaktadır. Oysaki bu, insanın yaratılış yapısına terstir. Eğitimin öncelikli amacı insanın kendisini keşfetmesine yardımcı olmak olmalıdır.   Eğitim herkesin aynı şeyi söyleyip aynı şeyler tekrarladığı bir mekanizma olursa, orada kat'i bir zulüm ortaya çıkar. İnsanlar yaratılış itibariyle farklı yeteneklerde yaratılmışlardır. Kişinin doğal yeteneklerine göre olmayan bir eğitim, hem beden hem ruh sağlığı için eziyet verici olacaktır. İnsanları eğitmek bilgiyi bir yerden alıp öteki yere koymak değildir. Yeteneğe göre olmayan eğitim sistemleri kişiyi köreltmekten başka bir şey yapmayacaktır. Böylesi bir eğitim sitemi uygulayanlar aslında bir soykırım yapıyorlar. 16 yıl eğitim alıp, yeteneğinizi keşfedemiyorsanız, hala kendinizden bir haber yaşıyorsanız orada okul-eğitim sistemi sizin eğitiminizi engelliyor, eğitim adı altında öğütüm yapılıyor demektir. İnsanın kendisini tanımasını sağlamayan eğitim, insanı kendisine yabancılaştırıyor ve insan içindeki iyi köpeğin harekete geçmesini engelliyor. Yani eğitim sistemimiz kötü köpeği besliyor. İçinde kötü köpek büyüyen insanların da bir katile, bir caniye, bir acımasıza, bir zalime dönmesi kaçınılmaz oluyor. Eğitim sistemleri tam anlamıyla düzene uygun kafa oluşturmak üzere hazır kıt'a vaziyetinde. İnsanların farklı zekalarını yok sayıp, tek tip profil üreterek de, en hafif tabiriyle insan öğütülüyor. Kayda değer bir sonuç ortaya koyamayan eğitim sisteminin yürütücülerine şunu söylemeliyiz: "Size "huzur verdim" diyenler, bizden ne aldıklarını söylesinler." Mevcut kapitalist düzenin eğitim sistemine ihtiyacımız yok, çünkü bu eğitim sistemi bizi bize götürmüyor. Yalın bir halde dünyaya adım atan insanın kendini keşfine yardımcı olmuyor. Yanlış eğitim sistemleri yanlış bireyleri, yanlış bireyler yanlış aileleri, yanlış aileler yanlış toplumları, yanlış toplumlar yanlış devletleri doğuruyor. Yani eğitim sistemi aslında dünyamıza mal oluyor. 

YAZAR HAKKINDA
Burak İnce
Burak İnce
Kırşehir doğumlu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Kırşehir'de tamamladı. Üniversite hayatına Kocaeli Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde başladı, şu anda Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ana bilim dalında yüksek lisans yapmaktadır. Türk-Amerikan ilişkileri ve dış politikada söylem üzerinde çalışmaktadır.
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN