DOSYA

İnkılap, İşgal ve Irkçılık

İnkılap, İşgal ve Irkçılık
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.

Malcolm X

Fransız ihtilalinden sonra pompalanan milliyetçilik akımı, büyük devletlerin yıkılması, küçük devletçiklere bölünmesine sebep olmuş, her ırkın kendisine ait bir devletinin olması fikri ve ‘’ulus devlet’’ anlayışının temelleri inşa edilmiştir. Kendi ülke sınırları içerisinde onlarca ırkı bünyesinde barındıran devletler ortadan kalkmış ve yerini onlarca küçük devletlere bırakmıştır. Küresel Emperyalizmin karşısında duran büyük devletler 40 parçaya bölünerek aynı zamanda küçük lokmalar haline getirilmiştir. Yine Osmanlı Devleti’nin parçalanmasının da temel sebebi her ulusun kendisine ait bir devlet talebinde bulunmasıdır. Yaşamakta olduğumuz 21. yy’da da küresel emperyalizm, devletlerin yeniden dizayn edilme sürecinde yine ırk farklılıklarını sürekli olarak kaşımaktadır.

Hiçbir kimse hangi ülkede doğacağına, hangi ırka mensup olacağına, hangi aileden dünyaya geleceğine karar verme hakkına sahip değildir. Bu süreç tamamen kendi tercihlerinin dışındadır. İnsanları, tercih etmediği farklılıklarından dolayı yargılamak, en basit bir ifade ile kişinin ilahlık iddiasıdır. Yine insanların seçemediği bu meziyetlerinden dolayı övünmesi ve bu farklılığını diğerlerinden üstün görmesi de kişinin ilahlık iddiasından başka bir şey değildir. Bu tahammülsüzlükten kaynaklanan her türlü kavga, kaos, savaşlar.. emperyalizmin bu topraklarda kurmuş olduğu çarkın daha iyi dönmesine hizmet edecektir. 

Bir insanın rum, ermeni, kürt, türk olması hangi manayı ifade ediyorsa; arap, fars, arnavut, İngiliz olması da aynı manayı ifade eder. Türk yahut Kürt olmanın değil; zalimden mi, mazlumdan mı yana olmanın hesabını vereceğiz. Türkçe, kürtçe, arapça, ingilizce konuşmanın değil; insanlığı kurtarmanın mı, insanlığı hüsrana sürüklemenin mi dilini kullanacağımızın hesabını vereceğiz.

Yukarıda bahsettiğimiz hususa bağlı olarak, bugün karşılaştığımız büyük çaplı toplumsal sorunların temelinde ırkçılık yatar. İnsanlığın büyük bir inkılaba ihtiyaç duyduğu açıktır. Coğrafyaların parçalanması, yeryüzü kaynaklarının sömürülmesi, insanının mülteci konumuna düşmesi yeni bir inkılabı zaruri kılmıştır. Bu inkılap, farklı unsurların birlikteliği ile gerçekleşebilir. Küresel kuşatamaya karşı koyabilmek için mazlum halklar birlikte hareket etmek durumundadır. Nitekim inancımızın bu birlikteliği işaret eden mesajlarına kulak verirsek bunu daha iyi kavrayabiliriz. 

 ‘’Irkçılık yapan, ırkçılık için savaşan ve ırkçılık uğrunda ölen bizden değildir.’’ (Hadis-i Şerif)

 ‘’Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun ayetlerindendir.. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.’’(Rum 22)

‘’Û afirandina ezman û zemîn û ne wekhevbûna ziman û rengên we bi beratên. Ji bona zanan di van beratên hene.’’ (Rum 22)

Irkları, dilleri ve diğer kültürel özellikleri farklı vicdanlı insanlar bir araya gelerek zulme ve zalime karşı hakkı yükseltmenin gayretinde olmalıdır. 

Acılarla yoğrulmuş topraklarda yükselen çığlıkların, dökülen gözyaşlarının, akan kanın, toprağa verilen fidanların ‘’kime ait’’ olduğunu sormadığımız gün, o gün dünya yaşanabilir bir yer olacak. 

ÖNCEKİ YAZI KURBET
YAZAR HAKKINDA
Abdulkadir Karaduman
Abdulkadir Karaduman
Türkiye'de Cizreli, Dünyada Gazzelidir ve de tüm dünyanın, inananların ortak vatanı olduğuna inanır. Şahadet eder ki; dünyanın öte ucunda bir insanın yediği yumruğu kendi suratında hissedenler, işte onlar müstesna...
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN