EDİTÖR

Kavganın Ortasında

Kavganın Ortasında
Dertsiz yaşanır mı dünyada? Amaçsızca günleri, ayları, yılları tüketmek yaşamak mıdır? Bir derdi yoksa insanın, adımlarını anlamlı kılan bir gayesi yoksa, ölümün bir başka rengi olmaz mı yaşadığı? Yeryüzüne ağlayarak ayak basan insanın çiçekli yollara meftun oluşu, dünyanın rengine kanışı ilginçtir. İnsan zayıf bir varlıktır. Öyle ki gözlerini ilk defa açtığında, o küçücük haliyle dünya hayatı ile ilgili verdiği tepki, saçları ağarmış milyonlarca yetişkinin tepkisinden daha isabetlidir. 

Bazı sorular, dalıp gittiğimiz uykudan uyandırır bizi. Tıpkı: “Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu?” soruları gibi. Şükrü Erbaş, bu soruları sorarken yas tutmak için yaratıldığımızı anlatmaya çalışmıyor elbette. Yaşamanın, sorumluluk bilincinin, komşusu açken tok yatamamanın ve batıl ile olan kavganın ne anlama geldiğini kavrayamayan yığınları dürten sorulardır sorduğu. 

“Kâinat boşluk kabul etmez.” Kaidesi malumdur. Katı, sıvı ya da gaz halindeki madde, boşluk bırakmaksızın yayılmıştır. Yoğun olan diğerini bastırır. Manevi alan için de bunu söyleyebiliriz. Yoğun olan duygu, inanç, tutku diğerini bastırır. Kulun kalbinde dünyevi ve ilahi sevda bir arada bulunur. Hangisi yoğunsa o üste çıkar. Kişinin zamanını nasıl kullandığı, ne için fedakârlıkta bulunduğu, neleri dert edindiği kalbindekine işaret eder.

Kavganın ortasındayız. Üste çıkarmaya çalıştığımız şey nedir? El uzattığımız, vakit harcadığımız, uğruna deli divane dolaştığımız şeyler nelerdir? Bir yol yürüme ihtiyacı hissediyor muyuz? Halimizden memnun muyuz? Bin bir kilit vurulmuş iyilikler kapısını açmaya gayret ediyor muyuz? Ya da en azından Sezai Karakoç’un “Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz.” İfadesi doğrultusunda bir çaba gösteriyor muyuz?

Derdi olan yol yürür, yolda olur. Bir derdi olanın bir dergisi de olur. Genç İstikbal Dergisi yenilendi. “Her genç bir yarın demektir.” Sloganı ile yola çıktığı günden bugüne on yedi yıl geçti. İlk günkü heyecan ile yürüdükçe güçlenen bir bilinç ve hassasiyetle on yedinci yılına ayakbastı. Genç İstikbal, meydan muharebesini tribünden izlemeyi reddedenlerin dergisi olmaya talip olduğu gibi arka sokaklarda unutulmuş, yalnızlığa itilmiş yaralı kalpleri sarmaya da taliptir. 

Bu sayıda kapağa, işgalci İsrail askerleri tarafından gözaltına alınan Filistinli genç Fevzi el-Cüneydi’yi taşıdık. Onun kavgası bizim kavgamız. Zulme, baskıya, zorbalığa, adaletsizliğe karşı gayret bizden, tevfik Allah’tan. 

Selam ve dua… 

YAZAR HAKKINDA
Selam Yağmur
Selam Yağmur
Lisans eğitimini 2016 yılında Hacettepe Üniversitesinde tamamladı. Edebiyat okumayı istedi ancak puanı fazla kaçırınca mahalle baskısına maruz kaldı. "Edebiyat karın doyurmaz" kabulünün kurbanı oldu. Direniyor..
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN
Â'mâk-ı Hayal