FİKRİYAT

Madde Ve Mana

Madde Ve Mana
Materyalizm Nedir?

Ansiklopedilerde ‘maddecilik’ ya da ‘özdekçilik’ olarak da geçen, maddenin ve dış dünyada görülen, duyulan somut varlıkların tek gerçeklik olduğunu savunan felsefi bir görüştür. En küçük yapı taşı olan atomlardan meydana gelen maddenin, her an harekette olduğunu ve belirlenmiş yasalar çerçevesinde, yani determine olmuş bir tarzda meydana gelen somut bir konumda olduğunu ileri sürerek, görülen ve beş duyuyla algılanan maddeler dışında herhangi bir alanın olmayacağını dile getiren bu görüş, metafizik anlayışları da reddeder. Onlara göre önce madde vardır ve madde, bilinçten de özden de önce gelir. Bu şu demektir; Evrende bir neden sonuç ilişkisi yoktur, her şey görülen ve bilinen şeylerle zorunlu olduğu için ve atomların hareket etmesi vesilesiyle meydana gelir. Madde hep vardı ve ondan sonra bilinç ve öz meydana geldi. Günümüz yeni ateizminin ve Darwinci evrim anlayışının da fikir altyapısında bu tarz maddeci görüşün etkisini görmek mümkündür.

Madde Mi Daha Ağır, Mana Mı?

Felsefe tarihinde çokça tartışılan ve süregelen bir sorudur bu. Sözgelimi, Platon’un idealarında, bu dünyada görülen maddelerin sadece bu dünyadaki formları değil, bir de görünmeyen alemdeki birer yansımalarını ifade eden mana boyutu vardır. Bir madde, sadece var olduğu ve bize göründüğü şekliyle mi ifade edilir yoksa onun bizde oluşturduğu anlamı ve manasıyla mı? Mana dediğimiz, bir şeyin bizde oluşturduğu karşılıktır. Yani bir maddenin sırf atomlardan müteşekkil fiziki varlığının donuk gerçekliğinin herkese yönelik objektif bir mana ifade etmesinden mi bahsedeceğiz, yoksa her insandaki farklı tezahürüne yönelik sübjektif karşılığından mı? Estetik der ki; her insanın algılama ve beğenme düzeyi aynı değildir. Herkeste iki tane göz vardır ve herkes baktığında aynı fiziksel maddeyi, aynı renkteki aynı şekildeki bir maddeyi görebiliyor. Fakat onun herkeste oluşturduğu anlam aynı olmayabiliyor. Herkesin bilincindeki ya da bilinç altındaki karşılıkları farklıdır. Eğer insanlar yerine robotik aygıtlar olsaydı, materyalist bir düşünce belki bir nebze karşılık bulabilirdi. Materyalist düşüncede estetiğe de yer yoktur bu anlamda. Çünkü estetik, sanat alanında kişisel beğeni ve anlam boyutunda kendini gösterir. 

Düşünce Madde Midir?

Kalp, bütün vücuda kan pompalar. Beyin, sinirsel elektriklenmeler neticesinde yeni düşünceler üretir ve bununla birlikte bir düşünce ortaya çıkar. Düşünceler de zihindeki karmaşık formlardan kurtulup düzenli bir halde dil vasıtasıyla ifade edilir. Hepsi bu kadar mı? Hepsi birer maddesel somutluk içerisinde cereyan ediyor gibi görünüyor. Fakat o düşüncelerin ortaya çıkardığı anlam boyutunda ve insandaki etkisinde maddenin değil, mananın mevcudiyetini görüyoruz. Gözyaşı bir maddedir, ama insanı duygulandıran ve gözyaşını dökmesine neden olan şey manadır. İnsanın gülmesi maddi bir formdadır, ama onu güldüren şey onun zihninde onun gülmesine sebep olan manadır. Kelimeler maddedir, zihinde hepsi yer kaplar, harfler mevcuttur. Fakat onların anlamlı bütün oluşturup cümle kalıbında ifade ettiği anlamlar birer manadır. Yani madde tek başına insanın varlık düzeyindeki yerini açıklamaya yetmiyor. Maddenin elbette bir yere kadar etkisi vardır, fakat ne tam olarak maddeyi esas alıp manayı dışlamak, ne de tamamen manayı esas alıp maddeyi yok saymak, insan olarak bizler için eksik kalacaktır. Çünkü insan hem maddedir, hem de manadır. Yani ikisinin oluşturduğu ve ikisinin birbirini tamamladığı bir yapıdadır.

Etik Değerler ve Madde

İnsanoğlunun kendi toplumsal yaşayışına baktığımızda, oradaki en önemli şeyin etik değerler olduğunu görüyoruz. Birlikte yaşama güdüsü ve zorunluluğu, insanlar arasında ahlaki anlamda da bir değer üretme faaliyetine sebep olmuştur. İyinin ve kötünün belirlenmesi, bunlar arasında hangi davranışın fazilet, hangi davranışın rezilet olduğu konusunda ortak mutabakata varılıp, kültürel alanda bir değerler manzumesi oluşturulmuştur. Fakat materyalist bakış açısına göre iyi ve kötünün tanımını yapmak, bunlar arasında neden iyinin tercih edileceği ve neden toplumsal yaşamda da bunun zorunlu olduğu konuları boşlukta kalıyor. Çünkü materyalizme göre sadece madde ve kişisel çıkarlar söz konusudur. Ahlaki anlamda bir değer alanı mevcut değildir. Ahlaki yaşam, toplum için vazgeçilmez bir noktadayken de, maddenin dışında, mananın varlığının zorunlu olması kaçınılmazdır çünkü ahlaki normları koyan şey manadır. Her kültürde bu mana farklı şekillerde tezahür edebiliyor çünkü dediğimiz gibi her insan ayrı manevi dünyalara sahip iken, toplumların da bundan nasiplenmemiş olmaları kaçınılmazdır. Bir eylemin iyi mi kötü mü olduğu, o eylemin ifade ettiği anlama göre değerlendiriliyor. Maddeci yaklaşımda ise iyi veya kötü tanımları, kişisel haz ve çıkar prensiplerine göre kendisini gösterir. Bundan dolayı da, eğer etik değerleri ve ahlaki yaşantıyı günümüz dünyasında zorunlu olarak kabul ediyorsak, manayı da kabul etmemiz gerekecektir.

YAZAR HAKKINDA
Mehmet Emin Mertoğlu
Mehmet Emin Mertoğlu
Genç İstikbal Dergisi Yazarı
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN