KÜLTÜR SANAT

Okyanustan Ayışığına Bir Serüven

Okyanustan Ayışığına Bir Serüven
Mahallenin, sokakların, semtlerin ruhu var. İnsanların yaşayışlarının ve ruhlarının tesiri var mekanlara. Kendi içlerindeki okyanusta yüzmeyi bilmeyenler var. Okyanus diyorum, deniz az kalır boğulmalara. Bir insan boğuluyorsa içinde, içi okyanustur dünyada. 

İşte ruhu dağınık mahalleler hep bu boğulma tehlikesi yaşayanların eseri. İşte bu kötü kokan sokaklar hep savruk yaşamların neticesi. İşte, bu daralan gökyüzü ve bıkkın evler kendi okyanusunda boğulanların deniz kirliliği.

İnsan… Küçücük dünyaya rağmen koca okyanusta boğuluyormuş gibi yaşayan insan… “Biz insanı bir su damlasından yarattık.” deniliyorsa ilginç değil midir insanın kabına sığmaması ve bardağı taşırması gibi haller… İlginç değil midir hayatı çetrefilli yaşaması? Niye zorlaştırıyor ki bir şeyleri? Madem bu kadar duru ve saf bir yaratılışı var, neden saf kalamıyor? 

Zihinlerimizdeki okyanuslar boğulmalara değil, keşiflere yelken açmalı. Kaptan bensem, geminin burnu güneşe dönmeli. Eğer kaptan bensem niye bile bile su yutup batayım ki? Su bende değerli, ben bir insanım, ben sudan yaratıldım. Gerek yok öyle dalgalarda boğulmaya. Gerek yok rüzgarlarda savrulmaya gerek yok suları bulandırmaya.

Göğe bakalım diyor ya şair… Biz de göğe bakalım. Ama tefekkürle bakalım, aşkla… Göğe bakınca anlayacağız göğü ve yeri. Göğe bakınca anlayacağız olması gerekeni. Nimete şükrü ve benliğimize hükmü öğreneceğiz. İçimizdeki bentleri yıkıp sular gibi durulduğumuzu göreceğiz.

Önce yere bakıp, sonra başımızı göğe çevirmek iyi geldi şimdi hepimize. Karanlıkları sevmeyiz, aydınlığa dost olalım. Toprağımızdaki saçakların karışmış düğümlerini keselim. Çözelim artık içimizdeki o karmakarışık yumağı. Kıyıya saplanmış, limana demir atmış teknemizin halatını bir bir çözelim. Güneş’i takip edelim. Eğer Güneş’i doğru anlarsak, ona teslim olursak Ay’a bile ışık tutan biz oluruz. Gece olunca giderse Güneş; küstü sanmayalım, yılmayalım, gücenmeyelim. Yarın yine gelecek, bunu bilelim. Üşenmeyecek yeniden yeni güne doğmaya. Tüm ihtişamıyla dağlara renk olmaya üşenmeyecek, yine gelecek. Mühim olan güneşin geceyle gidişi değil, mühim olan bizim güneşi bekleyişimiz. Sabrımız, sükutumuz… Mühim olan Ay’a ışık olmayı talep etmemiz.

“Ay’a ışık olmak mı? Yok artık!” dediğinizi duyuyorum. Güneşten aldığı ışıkla dalgalara vuran Ay değil mi? Öyle durulacak ki dalgalarımız, geceleri Ay’a bile ışıl ışıl ışık olacak. Sudan alacak ışığını Ay. Duru dalgalardan…

Yeter ki Güneş’i sırtlanalım…

Yeter ki Ay’a ışık saçmaya talip olalım…

ÖNCEKİ YAZI KADİM-İ DOSTLUK
YAZAR HAKKINDA
Halide Ülker
Halide Ülker
Genç İstikbal Dergisi Yazarı
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN