EDİTÖR

Sanayi Devrimi Yaramıza İlaç Değilmiş Doktor

Sanayi Devrimi Yaramıza İlaç Değilmiş Doktor
Tabiplerde ilaç bulunur yaramıza. Kâinatı okuyabilen tabiplere şifa, ot olup görünür. Allah derdi yarattı, dermanı da yarattı fakat ölüm bizimle yaşayan soğuk bir gerçektir. Ölümsüzlüğe çare arayan insan, kâinatın sırrına varabilmiş midir? Bunca gidenler, yeryüzü mezarlığının sakinleri bir hakikati fısıldamıyor mu? Gitmek için, her şey bir gün gitmek için. İnanın. 

Eskilerden sıkça duyarız. Eskiler dediğime bakmayın, kavramlar allak bullak. Kim eski, kim yeni, kim modern, kim değil, kim medeni, kim bedevi? Bu konu muallak. Ama büyüklerimiz söylerler: “bizim zamanımızda hastane mi vardı? Doktor mu vardı? Yaşlı annem doksan yıl yaşadı, doktor yüzü görmedi, ilaç kullanmadı, Allah rahmet eylesin.” Bu cümleler size de tanıdık geliyor değil mi? Gerçek bu. Şimdiki nesil o hastane senin, bu hastane benim dolanıp duruyor. Tırnak içinde belirtelim ki yanlış anlaşılmasın; “tabiplik dünyanın en kıymetli mesleğidir” Bir yarayı iyileştirmeye uğraşmak kıymetli olmaz mı? 

Artık çabucak hastalanıyoruz. Depresyon, grip, sinüzit, kanser… Bunlar en yaygın hastalıklardan. Bağışıklık sistemimiz oldukça zayıf. Basit bir grip hastalığı için bir hafta boyunca ilaç kullanıyoruz. Üstelik kullandığımız ilaçlar hakkında bilgi sahibi de değiliz. Sadece hastalanınca kullanmamız gerektiğini biliyoruz ya da öyle öğrenmişiz. Sağlıklı yaşam doğru beslenme ile ilgilidir. Kullandığımız ilaçların da kanımıza karıştırdığımız birer besin olduğunu hatırlatalım bari. Ne yediğimizi bilmez ya da önemsemezsek türlü hastalıklarla boğuşuruz. 

Beslenmek demişken gıda döngüsüne kısaca bir değinelim. Dünyanın küçük bir köy olduğunu düşünelim. Bu köyü kontrol etmek isteyen biri/birileri var. Buğdayı, mercimeği, pamuğu, mısırı, tatlı suyu üretiyor/satıyor. Böylelikle köy halkını, muhtarı, imamı hatta köyün öğretmenini dahi kontrol ediyor. Kendi üretimini yapmak isteyen köylü, kontrol edilen vakıftan sertifika ve tohum almak zorunda bırakılıyor. Bununla birlikte köylüye önceden belirlenmiş bir üretim kotası uygulanıyor. Alınan tohumlar hangi laboratuvarda ameliyat edildi? Kontrol mekanizması için kâr etmek, insan sağlığından daha önemlidir. 

Soframıza gelen mercimek çorbasının dumanı tüter. Sıcak çorbayı yudumlarken mercimeğin yolculuğunu düşünmeyiz. Buğday hangi dağları tepeleri aşıp da soframıza kadar ulaştı? Domates hangi güneşte kızardı? Ali amca tohum satın almayı nerden öğrendi? “Parasıyla değil mi kardeşim! Bastım parayı, aldım.” Peki, öyle olsun.  

Sanayi devrimi yaramıza ilaç değilmiş. Teknoloji, insanlığı tehdit eden bir silaha dönüştürüldü. Ateşli silahlar bütün canlılığı tehdit ediyor. Nükleer bombalar, makinalar, insansız ve insafsız hava araçları… Makineleşme ekonomiyi tekelleştirdi. Hastalıkta ve sağlıkta artık tek ele bakıyoruz. Üstelik boynumuz da tutulmuyor, baktıkça bakıyoruz ya da batıyoruz. Pantolon alırken titiz davranıyor, onlarca mağaza dolaşıyoruz fakat gıda alırken seçici değiliz. Çünkü görüntü muhtevadan her zaman daha önemlidir bizim için! 

Çözüm yollarını da konuştuk. Gıda-Hastalık-İlaç ilişkisini tartıştık. Bu konuda nitelikli yazılar sizi bekliyor. Tıp eğitimi aldıktan sonra TUS sınavına hazırlanmakta olan M. Fatih Akdemir, “Derde Deva’mı?” başlıklı yazısında ilacın anatomisini ve yerli üretimi konusunu yazdı. Keza Hasan Alökmen, GDO tehdidine dikkat çekti. Mart sayımızda kedileri de unutmadık tabi. Çünkü herkes için Genç İstikbal.

İyi okumalar, selam ve dualarla... 

ÖNCEKİ YAZI GENÇ BUGÜNDÜR
YAZAR HAKKINDA
Selam Yağmur
Selam Yağmur
Lisans eğitimini 2016 yılında Hacettepe Üniversitesinde tamamladı. Edebiyat okumayı istedi ancak puanı fazla kaçırınca mahalle baskısına maruz kaldı. "Edebiyat karın doyurmaz" kabulünün kurbanı oldu. Direniyor..
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN
Â'mâk-ı Hayal