DOSYA

Yaşama Hakkı

Yaşama Hakkı
Sahip olduğumuz temel hak ve hürriyetimizin başında yaşama hakkı gelir. Hak, insanın her hangi bir gayrete gerek duymadan sahip olduğu irade gücüdür ve hayat bu hakların gönül rahatlığı içinde kullanılmasıyla sürdürülebilir.

Yaşama hakkı bütün haklardan öncedir, çünkü yaşam başlamadan insan diğer hiçbir eyleme başlayamaz. Bu hak insana her şeyin yaratıcısı olan Allah tarafından tanınmıştır. Çünkü insanı O(c.c) yaratmıştır. O (c.c), bize bu hakkı vermiş, bu hakkın korunmasını ise insanın kendisine bırakmıştır. Hiçbir surette, bir insanın başka bir insanın yaşam hakkı üstünde tasarrufu olamaz, onu başlatma veya sona erdirme, uzatma ya da kısaltma gibi bir müdahale söz konusu değildir. Dahası, insanı günü geldiği vakit vefat ettirecek olan Allah dışında, kişinin kendisi dahi yaşam hakkına müdahale edemez. İnsan sadece, yaşamın başladığı ve bittiği günler arasındaki zamanı en iyi ve en güzel şekilde değerlendirmekle mes'uldür. İnsanı ruhen öldürmek veya irade kullanma hakkı olan bir yerde iradesini kullanmasına mani olmak, yaşam hakkını gasptır. Yaşam hakkına saygı gösterme, onu çiğnememe durumu sadece insandan insana geçerli olan bir durum değildir. Aynı zamanda hayvanları da zaruret hali olmadıkça öldürmek (yaşamlarına son vermek) inancımızca uygun bulunmaz.

Bütün medeni toplumlar, yaşama hakkının koruma altına alındığı, herkesin bir başkasının kutsalına saldırmadan hayatını devam ettirdiği bir atmosferde oluşur. Bir toplumda bu hak; elden düşmüş, ikinci plana atılmış, tarumar edilmiş ise kargaşalara zemin hazırlanmış demektir. Her insan bu hakkını, ancak aklın buluğa ermesiyle keşfedebilir. Bundan önceki dönemde böyle bir gücün farkında olmaz. Organize olmamış topluluklar insan iradesi üstünde otorite kurmak isteyen art niyetlilerin kurbanı olurlar. Yaşam hakkı diye bir hakkının olduğunun farkında olamayan ya da böyle bir hakkının farkında olup bu hakkını savunacak güçte olmayanların yaşam hakkını korumak ve savunmak haysiyet sahibi her insan için zaruridir. Bu durum yaşam hakkının korunması için bizleri sorumlu kılar. İnsanın elinden bu hakkı alındığında elinde bir şeyi kalmaz. Çünkü her şey yaşam hakkının hür bir şekilde gerçekleşmesi sonucunda mümkün hale gelir.

Köleliğin farklı bir boyut aldığı yüzyılımızda, yaşamak da farklı bir boyut almıştır. "İnsanlar, yaşanmamış bir hayattan ölüyorlar" sözü bunu en güzel şekilde ifade eder. Karar alırken baskılara maruz kalan, yapıcı bir hayat tarzına sahip olacakken psikolojik etki atında bırakılan, iki yanlıştan birine mahkûm edilen bir insan esasında yaşama hakkından mahrumdur. Nefes alıp veriyordur ancak;  yaşama hakkının bünyesinde bulunan hür bir şekilde karar verme, hür bir şekilde başkaları için yıkıcı olmayan hayat tarzı benimseme gibi konularda toplumsal baskı altındadır.

Bir sınıfın çok güçlü, bir sınıfın çok zayıf olduğu bir toplumsal yapıda güçlü olan sınıf her zaman zayıf olanın yaşam hakkı üstünde söz sahibi olma çabasına girmiştir. Böyle bir ortamda yapılacak en güzel şey insanlar arasındaki uçurumları azaltmak, onlar arasında sevgi ve kardeşlik tohumları ekmekle olacaktır. Henüz 2-3 yaşına ulaşamadan önlenebilir sebepler yüzünden, dünyadan çekip giden çocukların yaşama hakkını koruyamamak, bütün insanlığımızın ayıbıdır. Sadece kendi haklarımıza sahip çıkmak yetmez, hakkını savunamayacak olanların da hakları için emek vermek inancımızın gereğidir.

 

YAZAR HAKKINDA
Burak İnce
Burak İnce
Kırşehir doğumlu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Kırşehir'de tamamladı. Üniversite hayatına Kocaeli Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde başladı, şu anda Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ana bilim dalında yüksek lisans yapmaktadır. Türk-Amerikan ilişkileri ve dış politikada söylem üzerinde çalışmaktadır.
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN