EDİTÖR

Yolsuz Olmak Bahtsızlığından Allah’a Sığınırız

Yolsuz Olmak Bahtsızlığından Allah’a Sığınırız
Bütün yollar insanın yüreğinden geçer. Zorlu yollar, çiçekliler, dikenliler, rampalı yollar… Yüreğinden geçen hangi yolun yolcusu olacağını da kişinin kendisi seçer. Dikenli yolların cazibesi yoktur, bu sebepten olacak ki rağbet edeni de azdır. Fakat şöyle bir gerçek var ki; ‘hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.’ Demiştir La Fontaine. 

Zafer nedir? İnsanın aynaya bakmayı başarması mı, canını yakma pahasına hakikatle yüzleşmesi mi, bir sınavdan herkesi şaşırtacak düzeyde yüksek not almak mı, iki kişiden biri kazanacaksa kaybeden olmayı seçmek midir zafer? Elle tutulur, gözle görülür bir şey mi, yoksa var olduğuna inanılan ve bu dünyada ulaşılamayacak kadar kutsal bir şey midir? 

Sınava çalışırken yoruluruz, sıkılırız, başka şeyler yapmak isteriz. Fakat sınavdan yüksek not almanın yolu ders çalışmaktan geçer, bunu biliriz. Sınava çalışmayan kişi düşük not almayı göze almıştır. Yolcusu olduğumuz yolun bizi ulaştıracağı yeri kestirebiliriz. Bundan dolayı emek gerektiren, fedakârlık isteyen yollar bu minvalde neticeler sunar bizlere. Meşakkati büyük olan yolun mükâfatı da büyüktür. Sınavdan yüksek not almak bir mükâfattır, belki de en küçük mükâfattır.  

Yürümek zorunda olduğumuz zorlu yollara dair Erbakan Hocamızın şu sözüne kulak verelim; “Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, yolda yürümeye başlamadan önce gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak zorundadırlar. Evvela, bu yolu ben nasıl aşarım, korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol zor da olsa bir müddet sonra aşılmış yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman, insanların yüreklerinde, aslında yolun zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar.” 

Yola ve yolcuya dair şimdiye dek çok şey söylenmiştir. Psikologlar, insanın çocukluğuna yolculuğu ile ilgilenirken, seyahat acenteleri biletler ve geçiş güzergâhları ile ilgili çalışmışlardır. Bu iki uç örneğe ek olarak mühendisleri yol/hız/zaman verileri ilgilendirmiştir. Hal böyleyken sanatçılar, yolculuğun ilgi alanı fark etmeksizin bütün insanları kapsayan yönü ile ilgilenmişlerdir. Esasında sanatçıyı farklı kılan da bu yöndür. 

Lübnanlı ressam-şair Halil Cibran, yola dair bir şeyler söylüyor; “Dostum, güneşe bak, toprağa bak, buluta bak fakat arkana bakma. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de. Unutma, yolcu değişir yol değişir ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil, asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır. Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal… “En doğru yol, en dikensiz yoldur.” Diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma.” 

Yolu, hedefi, derdi olanlara şükranla; 

Yolsuz olmak bahtsızlığından Allah’a sığınırız.

İyi okumalar, selam ve duayla…

YAZAR HAKKINDA
Selam Yağmur
Selam Yağmur
Lisans eğitimini 2016 yılında Hacettepe Üniversitesinde tamamladı. Edebiyat okumayı istedi ancak puanı fazla kaçırınca mahalle baskısına maruz kaldı. "Edebiyat karın doyurmaz" kabulünün kurbanı oldu. Direniyor..
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN
Â'mâk-ı Hayal