DOSYA

Fikir ve Düşünce Hürriyeti

Fikir ve Düşünce Hürriyeti
Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. (Bakara 256)

De ki gerçek, rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkâr etsin. (Kehf 29)

Sen onların üzerinde bir zorba değilsin.(Kaf 45)

Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. (Kehf 29)

 Söylediklerinizin hiçbirini kabul etmiyorum; ama düşündüğünüzü söylemek hakkınızı ölene dek savunacağım. (Voltaire)

Her fert istediğini düşünmek istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hâkim olunamaz. (Mahatma Gandhi)

Benim gibi düşünmeni istemiyorum, sadece düşünmeni istiyorum. (Sokrates)

Sadece devletin konuşma hakkının olduğu bir ülkede söylenen her söz yalandır. (Ali Şeriati)

 

İnsan hakları genel olarak iki kategoride ele alınır ve bunlar ‘’doğuştan gelen haklar (hayat hakkı, mülkiyet hakkı, inanç hürriyeti, düşünce hürriyeti, neslini devam ettirme hürriyeti) ve sonradan kazanılan haklar ’’ olarak tasnif edilir. Tabi bu haklar; Arjantin’de, Filipinler’de, Mogadişu’da, Zimbabwe’de doğan insanlar için geçeli olduğu gibi; Filistin’de, Moritanya’da, Kürdistan’da, Yunanistan’da doğan her insan için geçerli bir kaidedir. İslam da tam olarak bunun teminatıdır. Özgürleşme hareketidir. Kaldı ki, İslam; hürriyeti ve aklı esas alır. Akli melekeleri yerinde olmayanları mükellef olarak zaten görmez. Zihinlere vurulan tüm prangaları reddeder. Zoraki bir düşünce dayatmaz.  

Sahabeler, adalet timsali Hz. Ömer’in savaş ganimeti olarak alınan kumaşlardan diğer sahabilerinkine göre biraz uzun bir gömlek giydiğini görünce ‘’Senin gömleğin niçin daha uzun?’’ diye itirazda bulunuyorlardı. Ne fetihler ile gücünü ispatlayan Ömer, halkın zihni üzerine bir iktidar inşa etmiştir, ne de halk ona methiyeler dizmek, marşlar söylemek suretiyle zihnini teslim etmiştir. ‘’Senin aldığın ganimet, ötekilerinden fazla ise ayrımcılık yaptın.’’ diyerek yakasına yapışmışlardı. Hz. Ömer de bu tepkiyi gösteren halka çapulcu, müfteri diyerek hapse tıkmamış, oğlu Abdullah’ı şahit getirerek: ‘’Araştırın, istediğiniz yere temsilci gönderip araştırma yaptırın. Benim boyum uzun olduğu için herkese yeten kumaş bana yetmedi. İki ganimet kumaşından benim için bir gömlek çıksın diye Abdullah kendi payını bana verdi.’’ Diye söyler. Ve halk, bu meseleyi araştırır ve onun suçsuz olduğunu kabul eder. İslam’ın ortaya koymuş olduğu fikir ve düşünce özgürlüğü, bundan azı değildir. Bir de ortaçağ avrupasında toprak ile yaşamını sürdürmek zorunda kalan işçi, köylü yani proleter %70’lik bir kesim ve bu toprakların sahibi %2’lik bir kesim vardır. İşçiler-köylüler kazmayı, küreği toprağa salladıkça, alınterini nasırlı elleriyle sildikçe toprak sahiplerinin ensesinin kalınlaştığı bir sömürü düzeni. E tabi kilise de bu sömürünün teminatı. Canına tak eden işçiler, kiliseye papaz efendinin yanına gider. Kendilerine adaletsizlik yapıldığını, haklarının yendiğini ve kendisinden bu adaletsizliğe son vermesi talebinde bulunurlar. Klasik olarak sömürge dininin temsilcisi olan papaz da, bu dünyanın gelip geçici olduğunu, asıl meselenin tanrıya layık kul olmak olduğunu, sabır-şükür-kanaat temennisi ile beraber, ibadetlerini aksatmamaları gerektiğini söyler. İşçilerin de tabi isyan edecek hali yok, itaat edecekler. Tabi bununla beraber nice insanlar o dönemlerde, iktidarın mutlak doğrular üzerine meşruiyet kazandığı dönemlerde, bilginin tekelleştirildiği zamanlarda, farklı düşüncelerinden dolayı da engizisyon mahkemelerinde soluğu almıştır.

Tabi ki bugünün dünyasında, mutlak doğrular ve mutlak yanlışlar iktidarlar tarafından belirlenir. Zannedildiğinin aksine, sadece hapishaneler tarafından düşünce özgürlüğü insanların elinden alınmaz. Kaldı ki, zaten hapishaneler de fikirleri tutsak edemez. Tabi bir fikirden bahsedildiği müddetçe. İnsanların zihnine vurulan prangalar, düşünceyi tutsak eder de çoğumuzun bundan haberi dahi olmaz. Bu konuda Althusser’in ‘’devletin bastırıcı ve ideolojik aygıtları’’ konusunu da irdelemekte fayda var.  Bastırıcı aygıtlar olarak  ‘’Polis, mahkemeler, hapishaneler, ordu, yönetim, hükümet’’, ideolojik aygıtlar olarak da ‘’Din, eğitim, aile, iletişim, siyasal partiler, sendikalar, kültür, hukuk’’ olarak ifade eder. 

Düşünce, sadece zihin fantezisi olarak kaldığı ölçüde özgürdür.  Ama siz yine de satranç oynamayın.

 

ÖNCEKİ YAZI YAŞAMA HAKKI
YAZAR HAKKINDA
Abdulkadir Karaduman
Abdulkadir Karaduman
Türkiye'de Cizreli, Dünyada Gazzelidir ve de tüm dünyanın, inananların ortak vatanı olduğuna inanır. Şahadet eder ki; dünyanın öte ucunda bir insanın yediği yumruğu kendi suratında hissedenler, işte onlar müstesna...
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN