GÜNDEM

Fırat Kalkanı Mı, Fırat Kapanı Mı?

Fırat Kalkanı Mı, Fırat Kapanı Mı?
Türk Silahlı Kuvvetleri, önce Ergenekon, sonra Balyoz, sonra küçük resimden bakıldığında Fetullah Gülen büyük resimden bakıldığında Siyonizmin ve emperyalizmin sancağını taşıyan ABD tarafından organize edildiği daha net şekilde anlaşılan, bir silahlı kuvvetlere yapılabilecek en ağır darbeyi vuran operasyonların tahribatını daha temizleyemeden dünyanın en zor mevcut iç savaşlarından birine müdahale etti.

Bu savaşın olağanüstü dar bir coğrafi alanda Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Suriye, İran, İngiltere, Özgür Suriye Ordusu, IŞİD, YPG-PYD ve hiç şüphesiz İsrail’in dâhil bir şekilde düşünürsek provokasyona açık olduğu da aşikârdır. Türkiye, Amerika, IŞİD, YPG, ÖSO ve birtakım batı ülkeleri Esed’in gitmesini isterken, Rusya ve İran Esed’in kalmasını istemektedir. Yine Türkiye, Rusya ve İran, IŞİD’e düşman iken yine birtakım batı ülkeleri IŞİD’e düşman gibidir. Türkiye, Rusya ve İran, YPG’ye düşman iken birtakım batı ülkeleri YPG’nin dostudur. ÖSO, YPG ve IŞİD ise yine birbirlerine düşmanıdır. Amerika iki ay öncesine kadar Türkiye’de darbeye teşebbüs etmiştir ve ÖSO, Amerika’ya düşmanlık beslemektedir. Şuan ise Türkiye’nin ÖSO ile Suriye’nin kuzeyindeki operasyona Amerika’da katılmıştır. Üstelik Türkiye’nin, Suriye’ye Rusya ve İran’ın örtülü desteği ile girdiği besbellidir. Bir şey anlamadınız, biz de anlamadık ve ya daha doğrusu yukarıdaki cümlelere bir anlam veremedik, bir mantığa oturtamadık. Sanırızyine bir bahçıvan-aşçı-uşak vakası.

Terörün, kendini hem öldüren hem de besleyen bir şey olduğuna yine şahitlik ediyoruz. IŞİD’e yapılan operasyonlar sonrasında YPG’nin gücünü arttırdığını görüyoruz ama maalesef dahaca bir YPG hedefinin vurulduğunu duyamıyoruz. Amaç Türkiye’nin sınır güvenliği sağlamak ve kontrol altına almak ise sadece IŞİD’e saldırmak ne derece mantıklı? Türkiye için Türkiye sınırında IŞİD’in mi yoksa YPG’nin hâkimiyet alanının artması daha tehlikeli? ÖSO’nun elinde olan toprakları çok zor koruduğunu ve kaybettiğini görüyoruz. Şahit olduğumuz kadarıyla da sadece IŞİD kuvvetleri vuruluyor, haliyle de düşmanının güç kaybetmesiyle YPG de güç kazanıyor. Irak’ta Kuzey Kürdistan kurulu durumda ve Türkiye’nin güneyinde çatışmalar sürerken, YPG’nin vurulmaması ne derece çelişkili siz düşünün. Terörün hepsiyle savaşmak yerine biriyle savaşılırsa, diğerlerine güç verilmiş olunur. Amerika’nın Fırat Kalkanı’nda yer almasının sebebi de budur zaten, eli verip kolu kaptırmamak. Bizim isteğimiz, terörün bir tanesiyle değil, hepsiyle savaşılmasıdır. Ki böylece bir anlam ifade etsin, zulüm son bulsun.

Suriye hakkında neredeyse her devletin emeli, desteklediği bir grup ve ya kişi vardır. Çoğu devlet, Suriye’nin bir devlet ve ya bir grup tarafından yürütülmesini öyle ve ya biri istiyor. Fakat Amerika’nın ve İsrail’in kimi Suriye’nin başında görmek istediğini bilmiyoruz. Çünkü Amerika ve İsrail Suriye’nin başında biri olmasını istemiyor, hatta Suriye bile olmasını istemiyor. Her gün ekranlarda görüyoruz, Suriye’de savaşan her grubun bir rengi var ve harita rengârenk. Amerika, Suriye topraklarını tek renk görmek istemiyor. Amerika ve İsrail, Suriye topraklarını harita da rengârenk, reel de bomboş ve bölük pörçük istiyor. Yani başka ülkeler ve gruplar hala Suriye için savaş verirken, Amerika, İsrail ve Dünya Siyonizm’i savaşın başlaması ile birlikte emeline ulaşmış ve başkalarının savaşmaya başlaması ile kendileri için savaş bitmiştir. 

Düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışı doğru bir anlayış değildir. Zira gruplar, ülkeler arasındaki ilişkilere bakılırsa kim kiminle dost, kim kiminle düşman o da belli değildir. Apaçık, Türkiye’nin, Amerika ile maddi ve ya manevi hiçbir ortak çıkarı yoktur. Türkiye, “Esed gitsin, ne gelirse gelsin” anlayışını ve Amerika ile ortaklığı terk etmelidir, eğer bunlar terkedilmezse zaten Washington’dan gelmekte olan “Suriye’de artık toprak bütünlüğünü muhafaza etmek mümkün değil” seçeneği güçlenecek ve Suriye parçalanırsa sıra Türkiye’ye gelecek. 

Velhasıl, Türkiye dostunu ve ya düşmanını, düşmanlarına göre değil, kendi çıkarlarına göre seçmelidir. Ankara, Bağdat, Şam, Tahran acilen toplanmalıdır ve Fırat Kalkanı, Fırat Kapanı’na dönüşmemelidir.

YAZAR HAKKINDA
Erman Akmaz
Erman Akmaz
Samsun'da doğdu. İlköğretim ve ortaöğretimini Samsun'da tamamladı. İlim uğruna yuvasından uçtu, yollara düştü. Hala Gazi Üniversitesi'nde eğitimine devam etmekte. AGD Ankara Şubesi'nde Liseler ve İmam Hatipler Komisyonlarında yer aldı. Şuan ise AGD Tanıtım ve Medya Komisyonu'nda çalışıyor. Doğduğu yeri seçemedi, öldüğü yeri de seçemeyecek.
YORUMLAR
Erman Akmaz
05-11-2016 - 13:55
Bu yazarı hiç sevmiyorum abi :)
YORUM YAPIN